Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

29 Aralık 2014 Pazartesi

KANGREN OLAN BACAK, KESİLMEDEN AMELİYATLA KURTARILDI

KANGREN OLAN BACAK, KESİLMEDEN AMELİYATLA KURTARILDI

Sigaraya bağlı gelişen Buerger hastalığı genç bir adamın önce bir bacağını aldı. Birkaç yıl sonra diğer bacağı da kangren oldu. Normal şartlarda kesilmesi gereken bacağı doktorun tecrübesi ve hastanın azmi kurtardı.


- Sigaraya bağlı gelişen Buerger hastalığı genç bir adamın önce bir bacağını aldı. Birkaç yıl sonra diğer bacağı da kangren oldu. Normal şartlarda kesilmesi gereken bacağı doktorun tecrübesi ve hastanın azmi kurtardı.
Sigaraya bağlı olarak gelişen bir damar hastalığı olan Buerger hastalığı genç yaşta kişileri pençesine alıyor. Sigaraya son verilmezse kişi ellerinde ve ayaklarında uzuv kayıpları yaşamaya başlıyor. Bir bacağını bu hastalığa kurban veren Mehmet Yılmaz Coşkun, sigara alışkanlığından vazgeçmedi ve diğer bacağı da çürüdü. Dayanılmaz ağrılarla doktora gidip “Bacağımı kesin” diye yalvardı ama Damar Cerrahı Doç. Dr. Yusuf Kalko, Coşkun’u iyileştireceğine ikna etti. Ameliyat ettiği hastanın bacağı kurtuldu.
Yaşadıklarını anlatan Mehmet Yılmaz Coşkun, ”2002 yılında baş parmağımdaki tırnak etime battı. Eti yararak tırnağı çıkardım ve enfeksiyon kaptı. Daha önce yürümemde zorluk vardı ama teşhis konamamıştı. İlaç tedavisi verdiler ama işe yaramadı ve her geçen gün biraz daha büyüdü. 2003 yılında damarlarımda tıkanıklık olduğu söylendi. Parmaklarımda yaralar oluşmaya başladı, ameliyat oldum ve 1 buçuk sene tedavi gördüm ama nafile. 2005 yılında da bacağı kestirdim. Çünkü bacağım çürüdü. Hastanede 7-8 ay yattım iyileşir gibi oldu ama çıktıktan sonra yine aynı şekline döndü. Bu sefer 2013 yılında düştüm ve ayağımın üst tarafında yara oluştu. Bacağımı kestirdikten sonra her şey artık normale döndü diye tedaviye gitmedim, hatam oradaydı. Küçücük bir yara kocaman oldu. Morfin alıyordum ama ağrılarım sancılarım hiç geçmiyordu. Kestirmeye karar verdim. Ablam Yusuf beyi bulmuş ‘ona görünmeden kestirme’ dedi. Ben de atladım Bodrum’dan İstanbul’a geldim. Yusuf beyi gördüm ona da aynı şeyi söyledim. “Morfin kar etmiyor, kesin ayağımı diye yalvardım ama kesmeyeceğini söyledi. ‘İyileştireceğim seni ama sen de sabırlı olacaksın’ dedi. Ocak ayıydı beni ameliyata aldı. Ondan sonra pansuman ve ilaç tedavisine devam etti. 15 gün sonra da yara kapanmaya başladı. Bana kalsa kestirecektim. Gözüm bacağımı görmüyordu ağrıdan. Diğer bacağımı kurtaramadılar bunu da kurtaramazlar, dayanamam kesin kurtulayım dedim. Yusuf bey müsaade etmedi, iyileşir dedi. 3,5-4 ayda iyileşti. En son raddede de hormon tedavisi uygulandı. Şimdi bacağımı her şekilde kullanıyorum. Ocak ayı itibari ile sigarayı da bıraktım. Şimdi çok küçük bir yara kaldı” dedi.
Hastanın durumunu ve izledikleri tedavi şeklini anlatan Doç. Dr. Yusuf Kalko, ”Hastanın aslında kılcal damarları tıkalı ama daha önce sağ ayağını diz altından kaybetmiş. Sol ayağı da kesilme üzereyken bize geldi. Bundan iki sene önce bypass yaptık ve ayağını kurtardık. Yarası çok kötüydü ama iyileşti. Hastaneden çıkınca sigara ve diğer kötü alışkanlıklarına devam edince tekrar ayağı kötüye gitti. Tekrar geldiğinde ise bize yalvardı ayağımı kesin diye. Biz inatla uğraştık, tekrar damarını açtık, tekrar yarasını temizledik. Hiperbarik oksijen vakum tedavisi uyguladık. Şu an yarası yüzde 90 çok iyi. Ayak sırtında bir yarası var. Oraya da büyüme hormonu uyguluyoruz. Çok da iyi sonuç verdi ve yara kapanmak üzere. Böyle bir hastanın zaten bir ayağı yok, iki ayağı protezle yaşaması çok zor. Bundan dolayı amputasyona yanaşmadık. Ama bir ara biz bile ne olacak acaba diye merak ettik. Tabi ameliyat öncesi tüm riskleri hasta ve yakınları ile de paylaştık. Burada önemli olan şey, özellikle yarası olan hastalar için kritik bacak iskemisi dediğimiz durumlarda sabrın çok önemli olduğu. Hastanın sabretmesi gerekir. Hemen 1 günde yaranı iyileştiririz gibi bir iddiada zaten kimse bulunamaz. Bir de üstüne şeker hastalığı varsa daha da sabırlı ve dikkatli olmamız gerekir. Bir parmak bile kurtarmak bizim için önemli bu hastalarda. Özellikle Mehmet bey bir bacağını kaybetmiş protezli bir hastaydı. Biz sol bacağı çok kötü durumdayken vazgeçmedik. 2 yıldır peşindeyiz ve sonunda kurtardık. Biz de kolaya kaçıp diz altı veya diz üstü ampütasyon yapabilirdik ama kilolu bir adam bütün hayatı biterdi. Konforlu bir yaşantısı olmazdı tuvalete bile sürünerek giderdi. Bu saatten sonra sigaraya tekrar başlamadığı müddetçe sıkıntı yaşamaz. Görüntü bazen aldatıyor. Yara çok kötü kokuyor ve bacak çok kötü görünüyor ve doktorlar haklı olarak yok bunla uğraşılmaz ampütasyon gerekiyor diyor. Ancak böyle durumlarda sabır göstermek gerekir. Bu şekilde olup kurtardığımız çok bacak var" dedi.
İHA

Lodoslu havalara dikkat


Lodoslu havalara dikkat

İstanbul’da etkili olan yoğun lodos nedeniyle karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyaran Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın “Rengi, kokusu, tahriş edici bir özelliği olmayan karbonmonoksit sinsi bir düşmandır” dedi.

Lodorlu havalara dikkat
Karbonmonoksit (CO) ile zehirlenme insanoğlunun karşılaştığı en eski zehirlenme olaylarından birisidir. Zamanımızda da dünya üzerinde önemli oranda ölümlere ve başka sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle sonbahar ve kış aylarında havalandırması yetersiz olan küçük alanlarda bacasız soba, mangal ve şofben kullanılması sonucu karbonmonoksit zehirlenmesi çok sık görülmekte ve her yıl karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle birçok ölüm olaylarını duymaktayız.


Karbonmonoksitin renksiz, kokusuz, tatsız ve tahriş edici etkisi olmayan bir gaz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Aydın, bu nedenle bulunulan ortamda karbonmonoksit varlığının fark edilmesinin zor olduğuna dikkat çekti. Karbonmonoksitin, petrol ve petrol ürünleri, gaz yakıtlar, odun ve kömür gibi karbon içeren yakıtların tam olarak yanmaması, yani isli isli yanması sonucu meydana geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Aydın, karbonmonoksitin günlük yaşantımızda, yakın çevremizde ve endüstrideki işyeri havasında önemli miktarda bulunduğuna dikkat çekti.

Nelerden etkileniyoruz?

Ø Motorlu taşıtların egzoz gazları

Ø Kömür, odun ve gaz sobaları

Ø Gazlı şofben tipi su ısıtıcıları

Ø Her türlü yangınlar

Ø Sigara dumanı

Ø Kimya endüstrisinde karbonmonoksit üreten işlemler

Karbonmonoksit zehirlenmesi bakımından risk altında olan meslekler nelerdir?

Ø Kaynakçılar

Ø Kapalı garajlarda çalışanlar

Ø Trafik polisleri

Ø İtfaiyeciler

Ø Otomobil tamircileri

Ø Çelik ve kimya endüstrisi çalışanları

Karbonmonoksit zehirlenmesinin belirtileri nelerdir?

Zehirlenmenin belirtileri, kanımızda oksijen taşıyan hemoglobinin bu işlevinin karbonmonoksit tarafından engellenmesi yani asfeksi (boğulma) ile ilgilidir.

İlk belirtiler;

- Sersemlik

- Baş ağrısı

- Baş dönmesi

- Bulantı ve kusma şeklindedir.

Belirtilerin şiddeti kişiden kişiye göre değişir. Çocuklar, yaşlılar, akciğer ve kalp rahatsızlığı olan hastalar, yüksek rakımlı yerlerde yaşayan bireyler, sigara içenler, karbonmonoksitten etkilenmede daha fazla risk altındadır.

Karbonmonoksite yüzde 60 oranında maruz kalmak ölüm getiriyor

Klinik bulgular genellikle karboksihemoglobin (COHb) düzeyleri ile ilişkilidir. COHb düzeyi yüzde 10'un altında ise genellikle herhangi bir etki görülmez. Yine de düşük COHb seviyeleri kalp ve akciğer problemlerini alevlendirebilir. Göğüs ağrıları veya aritmiler ortaya çıkar. Karın ağrıları ve kas krampları oluşabilir. Eğer yüzde 20’nin üzerine çıkarsa baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı ve senkop (bayılma) görülebilir. Görme bozuklukları yüzde 30’un üzerindeki değerlerde, şuur bozukluğu ve konsantrasyon güçlüğü ise yüzde 40’ın üzerindeki değerlerde görülebilir. Solunum zorluğu vardır ve eğer COHb düzeyleri yüzde 50’yi geçerse inme ve koma, yüzde 60’ı geçerse kalp-akciğer sorunları ve ölüm meydana gelir. Ancak klinik tablo ile COHb düzeyleri arasında paralellik olmayabileceği akılda tutulmalıdır.

Zehirlenmeden kurtulma durumunda, halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma birkaç güne kadar devam edebilir. Zehirlenmeden sonra düzelen hastaların yaklaşık yüzde 10’unda ise çeşitli derecelerde nöropsikiyatrik bozukluk görülür. Bu hastalarda parkinsonizm, kalıcı bitkisel hayat durumu, konuşma bozukluğu, görme bozuklukları, bilinç kaybı, entelektüel fonksiyonlarda bozulma, kişilik bozuklukları ve psikoz gelişebilir.

Karbonmonoksit zehirlenmesi nasıl tedavi edilir?

Ø Öncelikle karbonmonoksit kaynağı durdurulmalı ve hasta derhal karbonmonoksit içeren ortamdan uzaklaştırılmalı.

Ø Karbonmonoksit ile zehirlenmenin tedavisinde oksijen antidot (panzehir) olarak kullanılır. Saf oksijen veya yüzde 6-7 CO2 (karbondioksit) içeren oksijen tedavisi kısa zamanda karbonmonoksitin hemoglobinden ayrılarak vücuttan atılmasını sağlar. Zehirlenen kişinin hiperbarik (yüksek basınçlı) oksijen (HBO) tedavi ünitelerinde tedavi edilmesi karbonmonoksit atılımını oldukça fazla hızlandırır ve tedavi etkinliği artar.

Ø Diğer destekleyici ve belirtilere yönelik tedavi yaklaşımları uygulanır.

Karbonmonoksit zehirlenmesinden nasıl korunmalıyız?

Ø Karbonmonoksit zehirlenmeleri basit birtakım önlemlerin alınmasıyla önlenebilen bir zehirlenme türüdür.

Ø Evlerimizdeki ısıtma sistemlerinin ve bacaların bakımları mutlaka uzman kişilere düzenli olarak yaptırılmalı.

Ø Ev içi ve garaj gibi kapalı alanlarda, bacasız ısıtma araçları kesinlikle kullanılmamalı.

Ø Gazlı katalitik sobalarla ısıtılan odalarda bu sobalar söndürülmeden uyunmamalı.

Ø Banyo içinde şofben bulundurulmamalı.

Ø Kapalı garajlarda çalışır durumda bulunan arabalarla birlikte durulmamalı.

Ø Ağır trafikte ve özellikle de tünellerde araba camları kapalı halde tutulmalı.

Ø Havalanması kötü olan yerlerde petrol ürünleri ile çalışan ve bu nedenle karbonmonoksit üretme ihtimali olan cihazların kullanımı yasaklanmalı.

Ø Karbonmonoksit zehirlenmesi açısından riskli iş yerlerinde çalışanlar, karbonmonoksit zehirlenmesi oluşturan kaynaklar ve durumlar hakkında eğitilmeli ve iş yerlerine karbonmonoksit dedektörlerinin yerleştirilmesi sağlanmalı.

Ø Özellikle rüzgarlı havalarda evlerdeki sobalar yanar durumda bırakılmamalı.
 http://www.milliyet.com.tr/lodorlu-havalara-dikkat-pembenar-detay-genelsaglik-1991583/

Soba hayattan koparmasın

Soba hayattan koparmasın
Soba hayattan koparmasın 3

Soba hayattan koparmasın

Kış aylarına girdiğimiz bugünlerde artan soğuklarla birlikte ısınma amaçlı kullanmakta olduğumuz soba ve benzeri yöntemler beraberinde bazı riskleri de getiriyor. İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamada yapılması gerekenler konusunda uyarılarda bulundu.
ÜRETİMİ DAHA FAZLA ARTAR
Yapılan yazılı açıklamada “Hayati olumsuzluklarla sonuçlanacak bu ektiler nedeniyle dikkat etmemiz gereken hususları göz ardı etmememiz gerekmektedir. Bu hususta dikkat etmeniz gereken bilgiler ayrıntılı bir şekilde aşağıda bulunan açıklamamızda yer almaktadır. Karbon Monoksit Zehirlenmeleri: Karbon monoksit (CO); renksiz, tatsız, kokusuz, tahriş edici özelliği olmayan bir gazdır. Havadan hafif olduğundan genellikle odaların üst (tavan) kısmında toplanır. Yanıcı bir gazdır. Havadaki oranı % 12-75 olduğunda patlayabilir. Karbon monoksit organik yakıtların tam yanmaması ile ortaya çıkar. Eğer ortamda yanmayı sağlayacak oksijen yoksa, üretimi daha fazla artar”
İNTİHAR AMAÇLI ZEHİRLENME
“Önem sırasına göre karbon monoksit kaynakları şunlardır: Otomobil ekzos gazları, Sobalardan sızan gazlar, Doğalgaz / LPG’li şofben ve kombilerden sızmalar, Sigara dumanı, Bacasız ısıtıcılar (Gazlı Japon sobaları, LPG tüplü ısıtıcılar). Karbon monoksit solunduğu zaman zehirlidir. Gazın renksiz ve kokusuz olması duyu organlarıyla fark edilmesini olanaksız kılmaktadır. Kaza sonucu veya intihar amaçlı zehirlenmeye neden olur. Zehirlenme olgularının yaklaşık %63′ü soba, %30′u şofben, %7′si doğalgaz nedeniyle olur”
YETERSİZ OKSİJEN
“Kanda kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) içinde hemoglobin denilen bir protein bulunur. Hemoglobin dokulara oksijen taşır. Hemoglobinin karbon monokside ilgisi, oksijene olan ilgisinden 200-300 kat fazladır. Bu yüzden karbon monoksit varlığında, hemoglobine, oksijen yerine karbon monoksit bağlanır ve karboksihemoglobin bileşiği meydana gelir. Beyin, kalp ve diğer yaşamsal organlara oksijen taşınamaz. Karbonmonoksit zehirlenmesi yanmanın olduğu her ortamda meydana gelebilir. Özellikle de yanma işleminin hızla geliştiği ya da yetersiz oksijen bulunan ortamda yanma olduğu takdirde karbonmonoksit meydana gelme olasılığı artar. Demir çelik endüstrileri, dökümhaneler karbonmonoksit zehirlenmesi bakımından riskli olan başlıca işlerdir”
ZEHİRLENME RİSKİ ARTAR
“Belirti ve bulgular: Karbon monoksit zehirlenmesine bağlı şikayetler çok çeşitlidir. Hastanın şikayet ve bulguları, karboksihemoglobin düzeyi ile kabaca ilişkilidir. Karboksihemoglobin düzeyi kadar, hastanın önceden sahip olduğu hastalıklar da önemlidir. Yaşlılar, gebeler, çocuklar, kansızlık, kalp ve akciğer hastalığı olanlar özellikle risk altındadır. Bu grup hastalarda daha düşük karboksihemoglobin düzeylerinde bile ciddi sorunlar görülebilir. Normalde kanda %0.5-3 oranında karboksihemoglobin bulunur. Sigara içenlerde bu oran %12′ye kadar çıkar, zehirlenme riski artar”
DÜŞÜNME GÜÇLÜĞÜ
“Hafif zehirlenmelerde uyku hali, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı gibi şikayetler görülür. Daha ağır zehirlenmelerde baş ağrısı şiddetlenir. Muhakeme bozukluğu, görme bozukluğu, hızlı nabız, hızlı solunum, kan basıncı düşmesi, nöbetler ve bayılma ortaya çıkabilir. Son aşamada solunum yetmezliği ve hızla gelişen ölümcül koma hali görülür. Düşük yoğunlukta defalarca maruz kalınmışsa (kronik zehirlenme) baş ağrısı, karın ağrısı, göğüs ağrısı, ishal, çarpıntı, güçsüzlük, uyuşukluk, düşünme güçlüğü ve görme bozukluğu şikayetleri oluşabilir. Karbon monoksit zehirlenmelerinde klasik olarak tanımlanan deride vişne kırmızısı renk değişikliği seyrek görülür”
BENZERİ ŞİKAYETLER
“Tanı: Risk altındaki meslek gruplarında çalışanlarda (kazan dairesinde, ambarlarda, petrol rafinelerinde, kağıt ve çelik üretiminde çalışanlarda, paralı geçiş yollarındaki köprü ve turnike görevlilerinde, taksi şoförleri, polis memurları, madenciler, itfaiyeciler ve kaynakçılarda) ve duman soluma öyküsü olanlarda özellikle kış aylarında nezle benzeri şikayetler varsa, karbon monoksit zehirlenmesinden şüphelenilmelidir”
TEMİZ HAVAYA ÇIKARMALIDIR
“Bakılan karboksihemoglobin düzeyi; hastanın belirti ve bulguları, yaşı, mevcut hastalıkları, maruz kalma sonrası geçen zaman ve solunan oksijen miktarı hesaba katılarak değerlendirilmelidir. Göğüs ağrısı olanlarda EKG (elektrokardiyografi) ve kar-diyak enzim (kalp kası yıkılması sonucunda kana karışan maddeler) bakılması, özellikle duman soluyanlar için akciğer grafisi çekilmesi gerekebilir. Bazen de ayırıcı tanı (diğer hastalıklardan ayırabilmek) için, bilgisayarları tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Ayırıcı tanı: Migren ve tümör gibi baş ağrısı yapan nedenler, felç, bilinç durumunda değişiklik yapan organik ve psikiyatrik hastalıklar, besin zehirlenmeleri, alkol zehirlenmesi, enfeksiyonlar, kalp ve akciğer hastalıkları gibi çok çeşitli hastalıklarla karışabilir. Tedavi: Kurtarıcı; önce kendi güvenliğini sağlayarak, zehirlendiği düşünülen kişiyi hemen ortamdan uzaklaştırıp, temiz havaya çıkarmalıdır”
112 ACİL AMBULANS SERVİSİ ARANMALIDIR
Solunumu olmayan nabzı alınamayan hastalarda temel yaşam desteği başlatılmalıdır. Dokulardaki oksijensizliği gidermek ve kandaki karbon monoksidi temizlemek için bütün hastalara %100 oksijen verilmelidir. Oksijen burundan kanülle, maske ile veya gerekli durumlarda, soluk borusuna bir tüp yerleştirilerek, bu tüp içinden akciğerlere verilebilir. Bayılma, nöbet gibi nörolojik bulguları olan, koma gelişen, kalp krizi geçiren, karboksihemoglobin düzeyi çok yüksek olan hastalara ve karboksihemoglobin düzeyi %15 üzerinde olan hamilelere hiperbarik oksijen (yüksek basınçlı oksijen) verilir”
BASINÇLI OKSİJEN VERME
“Hiperbarik oksijen tedavisi; bir basınç odasında, içinde bulunduğumuz atmosferik basıncın 2-3 katı bir basınç altında, direkt, maske ya da tüp ile, hastaya aralıklı olarak %100 oksijen solutulmasıdır. Genellikle 45 dakika sürer, gerektiğinde tekrarlanabilir. Son yapılan araştırmalar, sadece %100 oksijen solutulmasının da yeterli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, basınçlı oksijen verme olanağının olmadığı yerlerde, sadece yüksek konsantrasyonlarda oksijen vermek bile hastayı kurtarabilir”
CAMLAR KAPALI TUTULMALI
“Seyir:  Hastanın yaşına, önceki hastalıklarına, karbon monoksite maruz kalma süresine ve miktarına, karboksihemoglobin düzeylerine bağlı olarak tamamen iyileşme görülebildiği gibi, solunum yetmezliği ve ölümle de sonuçlanabilir. Bazı hastalarda iyileşme sonrasında uyku, bellek bozuklukları, konuşma bozukluğu, kalp kasında hasar görülebilir. Korunma: Sigara içenler, sigarayı bırakmalıdır. Trafikteki taşıt sayısı azaltılmalı, bunun için toplu taşımacılık teşvik edilmelidir. Kapalı garajda çalışan arabaların içinde ve yakınında durulmamalıdır. Ağır trafikte, özellikle de tünellerde araba camları kapalı tutulmalıdır”
ÇALIŞANLAR EĞİTİLMELİ
“Havalanması kötü yerlerde petrol ürünleri ile çalışan cihazların kullanımı engellenmelidir. Ev içinde gaz sobaları ve ısıtıcıların kullanımından kaçınılmalı, kömür yakılmamalıdır. Kullanmak zorunluysa TSE onaylı sobalar uygun biçimde kurulmalı ve yakılmak, sobanın hava duman kapakları kapatılmamalı, lodoslu havalarda soba yakılmamalı, baca temizliği düzenli yapılmalı, şofben kullanılıyorsa baca bağlantılı olmalıdır. Karbon monoksit zehirlenmesi açısından riskli iş kollarında çalışanlar eğitilmeli ve bu iş yerlerine mümkünse karbon monoksit dedektörleri yerleştirilmelidir.
SOBA KURULURKEN
Öncelikli olarak baca temizlenmiş olmalıdır. Bacanın açık olduğu-çekişi, küçük bir ayna ile ve kâğıt parçası yakılarak kontrol edilebilir. Soba oda içerisinde bacaya yakın bir yere devrilmeyecek şekilde yerleşti­rilmelidir. Soba boruları duvara en az 50 cm en fazla 1,5 metre uzaklıkta olmalı ve fazla dirsek ve borudan kaçınılarak ( en fazla iki dirsek) bacaya bağlanmalıdır.  Soba boruları ile dirsek ek yerleri ve baca girişi yanmaz alüminyum bantla bantlanarak sızdırmazlık arttırılabilir. Soba borularının uç kısımları baca deliğine fazla sokulup baca tıkanmasına neden olunmamalıdır.
ÇATLAK BULUNMAMALI
“Soba ile duvar arasına konulacak ısıyı yansıtan bir levha; odanın daha iyi ısınmasını sağlayacaktır. Mümkünse bağımsız olmalı, başka dairelerle ortak kullanılmamalı; yani aynı bacaya başka soba, şofben gibi cihazlar bağlanmamalı, Bina çatısının en yüksek noktasından en az 50-80 cm yukarıda ve 3 metre uzağında olmalı, en yakın binaya en az 6 metre uzaklıkta olmalı, Üzeri iyi sıvanmış olmalı, yarık ya da çatlak bulunmamalı; iç yüzeyi ise mümkün olduğunca pürüzsüz olmalı, Üzerinde kar sularının, yağmur sularının ve kuşların girişini engellemek için başlık olmalı, Yılda en az bir kez temizletilmelidir.”
SOBA YAKARKEN
“Sobalarda kömürü yakarken en üst verimi sağlayabilmek için üstten yak­ma tekniği kullanılmalıdır. Kömür bu şekilde yakıldığında içerisinde bulunan uçucu ve yanıcı gazlar da soba içerisinde yanmakta ve böylelikle daha fazla ısı alınmakta, bacadan atılan gaz ve duman azalmakta ve soba boruları ve bacalar daha geç kurumlanmaktadır. Düzgün uygulanan üstten yakma tekniği karbon monoksit gazından zehirlenme riskini en aza indirmektedir”
HAVA GİRİŞİ AYARLANMALI
“Kömürü kullanmadan 4-5 gün önce torba ağzını açıp, havalanıp kurumasını sağlayın. Soba da daha verimli yanacaktır. Sobanın içerisine 2/3 oranında kömür doldurun. Kömürün üzerine tahta parçaları koyarak tutuşturun, güç yakıtları kullanmamaya özen gösterin. Kömür tutuşturulurken sobanın alt ve üst hava kapakları açık olmalıdır. Tutuşmadan sonra üst hava kapağı kapatılıp alt kapaktan hava girişi ayarlanmalıdır. Soba yanarken alt hava kapağı ve baca çıkısında bulunan duman kelebeği mutlaka açık olmalıdır. Üstten yakılan sobaya sonradan kömür ilavesi kesinlikle yapılmamalıdır; yanma kötüleşeceğinden zehirli karbon monoksit gazı çıkışı artacaktır. Soba söndükten sonra kömür doldurulmalı, ya da kovalı sobalarda yeni kova koyulup üstten yakılmalıdır. Mümkünse yatarken soba söndürülmeli ya da alt hava girişi ve duman kelebeği açık bırakılmalıdır. Tam sönmemiş soba kovaları, karbon monoksit zehirlenmelerine neden olmaması için evin içinde tutulmamalıdır”
 http://www.haber71.net/soba-hayattan-koparmasin/

26 Aralık 2014 Cuma

Terapi Hiperbarik


BERITA TERKAIT


RUANG tunggu Klinik Udara Bertekanan Tinggi (KUBT) RSAL dr Mintohardjo, Jakarta, Jumat (25/2) terlihat lenggang. Hanya ada tiga pasien yang tengah antri menjalani Hyperbaric Oxygen Therapy (HBOT) atau lebih dikenal dengan sebutan terapi hiperbarik.

Terapi ini sebenarnya bukan barang baru. Diterapkan RSAL Dr Ramelan, Surabaya, sejak 1960-an, prosedur ini awalnya digunakan untuk menyembuhkan penyelam TNI AL yang terkena penyakit dekompresi, keracunan nitrogen yang menyebabkan aliran darah tersumbat gelembung udara. Akibat sumbatan yang menekan sistem syaraf ini, penyelam akan mengalami gejala mirip stroke, seperti mati rasa, lumpuh, kehilangan kesadaran, hingga meninggal dunia.

Namun, terapi oksigen dalam kamar bertekanan tinggi ini tak lagi hanya digunakan prajurit TNI atau penyelam partikelir. Terapi hiperbarik kini sudah menjadi salah satu terapi alternatif yang digandrungi pasien di kota-kota besar. Terapi ini jamak digunakan untuk menyembuhkan kelelahan, bagian dari terapi anak-anak dengan autisme, pria kurang subur, diabetes, tuli mendadak, keracunan gas, bedah plastik, luka bakar, operasi gigi, hingga terapi kecantikan karena diyakini menjaga kulit tetap kencang.

Salah satu figur publik yang mempopulerkan terapi ini adalah mendiang Michael Jackson. Jacko rutin menggunakan terapi oksigen murni dalam kamar bertekanan untuk mengembalikan kebugaran setelah menjalani rangkaian tur yang melelahkan. "Badan memang akan terasa segar setelah menjalani terapi ini," ujar Kepala Pusat Kesehatan Hiperbarik RSAL dr Mintohardjo drg Bambang Haryoto, Sp.Ort.

Verry Santoso, 43 tahun, adalah salah satu pasien yang tengah mencoba terapi hiperbarik untuk mengobati kebutaan mendadak yang dialami akibat overdosis minuman keras. Pria yang berprofesi sebagai pelaut ini awalnya dilarikan ke rumah sakit akibat gangguan jantung setelah menenggak minuman keras. Setelah jantungnya beres dibenahi, giliran matanya yang bermasalah. "Tidak gelap total, masih ada bayang-bayang, tapi kabur sekali," katanya.

Setelah putus asa akibat terapi alternatif tradisional seperti akupuntur hingga sengatan listrik tidak ada manfaatnya, Verry kembali ke jalur medis. Dokter akhirnya menyarankan terapi hiperbarik, tiga kali sepekan. "Ini sesi terapi yang pertama," katanya.

Bila Verry belum menemukan manfaat terapi hiperbarik, Santoso, 54 tahun, telah merasakan manfaat terapi ini sejak enam tahun silam. Pria kelahiran Solo ini mengaku mengenal hiperbarik untuk mengurangi gejala diabetes dan kelebihan kolesterol yang dideritanya. "Setelah terapi, gula darah dan kolesterol memang langsung turun. Karena itu, sejak enam tahun lalu, saya rutin melakukan terapi ini sekali sebulan," tuturnya. Terapi ini kini juga lazim digunakan untuk kecantikan. 

Meski belum ada penelitian medis yang menghubungkan kecantikan dan terapi hiperbarik, Bambang mengakui, minat perempuan untuk menjajal terapi tersebut terus meningkat. Ini tak lepas dari efek jangka pendek yang dirasakan perempuan yang mencoba terapi tersebut. Mayoritas mengaku badannya bugar dan kulit wajahnya segar.

Menurut Bambang, terapi oksigen murni dalam ruang bertekanan 1 atmosfer tersebut memungkinkan pasien mendapatkan asupan oksigen murni. Dalam kondisi normal, oksigen murni yang kita hirup dari udara hanya 30 persen, sisanya komponen yang hanya sedikit dibutuhkan dan mayoritas adalah polutan. 

Padahal, pada usia 30 tahun-an, kadar oksigen murni yang dihirup dan masuk ke tubuh turun hingga 25 persen, sementara pada usia 40-an, kadar oksigen berkurang hingga 50 persen. Tingginya polusi di kota dengan tingkat polusi tinggi juga membuat oksigen menghilang lebih cepat. "Kulit yang sehat butuh oksigen untuk memproduksi kolagen, elastin, dan bahan lain agar kulit sehat dan kencang. Namun, pembuluh kapiler yang memburuk menyebabkan pasokan oksigen berkurang, sehingga kulit cepat rusak," katanya.

Manfaat terapi hiperbarik bagi kecantikan dituturkan Ratih Pratiwi, 37 tahun. Perempuan yang bekerja di industri asuransi itu mengaku diarahkan dokter yang merawat kesehatan kulitnya untuk menjalani terapi hiperbarik. Setelah enam tahun menjalani sesi terapi sekali-dua kali sebulan, ibu satu anak tersebut mengaku gejala penuaan kulitnya lebih lambat dibanding teman-temannya. "Kulit wajah tetap kencang, kulit leher tak berkerut, saya juga tidak mudah lupa," terangnya sumringah.

Konsultan terapi hiperbarik dr Erick Supondha mengakui, terapi hiperbarik memiliki efek hiperoksia yang menghambat aktivasi toksin. Sementara, bagi pasien luka bakar dan luka bekas operasi, terapi tersebut cukup efektif karena memiliki mekanisme noevaskularisasi, yakni pemecahan fibroblast yang bisa memacu peremajaan kulit baru. "Mekanisme noevaskularisasi ini membantu proses pembentukan kolagen baru pada jaringan-jaringan yang terluka," tutur dokter yang berpraktik di RS Jakarta ini.

Selain untuk kecantikan, kini terapi ini juga mulai lazim digunakan untuk terapi bagi pria yang mengalami gangguan kesuburan akibat pergerakan sperma yang rendah. Akibatnya, sperma mati sebelum mencapai sel telur, sehingga gagal membuahi. Umumnya, terapi gangguan kesuburan ini dilakukan lima kali sebulan. 

Di Indonesia, terapi ini juga baru dilaksanakan di sejumlah rumah sakit yang berafiliasi dengan TNI AL, yakni RSAL dr Ramelan, Surabaya; RSAL dr Mintohardjo, Jakarta; RSAL Halong, Ambarawa; RSAL dr Midyatos, Tanjung Pinang; RS Pertamina, Cilacap; dan RSU Sanglah, Denpasar.

Di RSAL dr Mintohardjo, dua tabung hiperbarik yang dimiliki kini digunakan untuk tiga kali sesi sehari. Masing-masing satu hingga satu setengah jam. Biaya terapi ini juga terjangkau, berkisar Rp 300 ribu per sesi. (wan)


Beberapa Indikasi Medis yang Bisa Dirujuk Dengan Terapi Hiperbarik

1. Luka bakar, infeksi, atau bekas operasi
Dengan terapi hiperbarik yang menggunakan udara bertekanan tinggi, bisa mempercepat regenerasi sel-sel tubuh. Selain itu bisa memacu pertumbuhan jaringan kulit yang rusak dan mempercepat perbaikan pembuluh darah yang rusak. 
2. Patah tulang
Percepatan pemulihan patah tulang bisa didukung dengan pertumbuhan pembuluh darah baru. Terapi hiperbarik bisa mendukung mempercepat pertubuhan pembuluh darah baru.
3. Cedera atau trauma di kepala
Pada kasus anak terkena benturan dan sebagainya di kepala, dapat dibantu penyembuhannya melalui terapi hiperbarik. Terapi ini membantu menghindari terjadinya penyumbatan aliran darah di kepala sehingga mengurangi risiko dampak benturan yang lebih parah.
4. Autis
Terapi hiperbarik pada anak autis bisa digunakan sebagai terapi pendukung. Terapi ini bisa mengurai alergi yang dialami anak penderita autis karena menurunnya daya imunitas tubuh. Selain itu, terapi ini bisa mengatasi gangguan metabolisme otak yang sulit berkembang dengan baik.

Catatan:
- Terapi hiperbarik dilakukan di dalam tabung baja dengan tekanan lebih dari 1 ATA.
- Selama terapi, pasien menghirup oksigen murni melalui penghirup yang terus dipasang di mulut.
- Selama terapi yang berdurasi sekitar satu jam, pasien bisa senam atau duduk-duduk.

Sumber: Diolah
http://www.jpnn.com/read/2011/08/07/100033/Subur-Kencang-dari-Ruang-Bertekanan-#

Hiperbarik, Oksigen Murni Tekanan Tinggi

NEWS & FEATURES / HEALTH CONCERN - ARTIKEL

Hiperbarik, Oksigen Murni Tekanan Tinggi

Selasa, 6 Agustus 2013 | 08:45 WIB
Dibaca: 5036
Komentar: 0
|
Share:
Kompas
Terapi hiperbarik

Ajang balap motor dunia pernah dikejutkan saat pebalap Valentino Rossi sembuh lebih cepat pasca-insiden patah kaki di Sirkuit Mugello, Italia, tiga tahun lalu. Dari rekomendasi dokter untuk rehat enam bulan setelah operasi, Rossi hanya butuh enam minggu untuk kembali ke arena.

Dua hingga tiga kali terapi hiperbarik per hari membuat kondisi saya cepat pulih. Selama terapi, saya duduk nyaman sembari melakukan latihan kecil fisik untuk memulihkan kebugaran fisik,” kata Rossi.

Rossi hingga kini masih berada di puncak kejayaannya. Keberhasilan metode pengobatannya menginspirasi pebalap motor dunia lainnya melakukan hal yang sama. Pebalap motor asal Inggris, Cal Crutchlow, hanya butuh tiga minggu untuk memulihkan cedera bahunya.

Hiperbarik adalah terapi pengobatan menggabungkan oksigen murni dan tekanan udara 1,3-6 atmosfer (ata) di dalam ruang udara bertekanan tinggi (RUBT) alias Hyperbaric Chamber.

Berbeda dengan oksigen biasa yang diangkut darah, oksigen bertekanan udara tinggi mudah larut ke seluruh jaringan tubuh yang ada cairan, dari darah, sistem getah bening, saraf, hingga tulang. Semakin banyak oksigen terserap, akan semakin baik bagi kemandirian tubuh dalam memperbaiki jaringan yang rusak.

Sekretaris II Ikatan Dokter Hiperbarik Indonesia Erick Supondha mengatakan, terapi pengobatan ini awalnya populer sebagai bentuk pengobatan penyakit dekompresi akibat penyelaman tahun 1960-an. Gangguan itu disebabkan akumulasi nitrogen saat menyelam yang membentuk gelembung udara serta menyumbat aliran darah dan saraf. Gejalanya antara lain mati rasa, kelumpuhan, kehilangan kesadaran, bahkan bisa menyebabkan kematian.

Seiring perkembangan ilmu kedokteran, terapi ini efektif mengobati beragam penyakit hingga menunjang gaya hidup sehat. Erick mencontohkan, kerusakan jaringan kulit dan darah akibat luka bakar atau diabetes bisa diminimalkan dengan terapi ini. Oksigen bertekanan tinggi efektif memicu sel dan jaringan rusak memperbaiki diri sendiri sehingga kerap digunakan untuk memperhalus kulit dan kebugaran tubuh.

Sebelum melakukan terapi hiperbarik biasanya orang akan diperiksa pembuluh darah menggunakan metode transcutaneous oxygen pressure (TcPo2) dan ultrasonografi doppler. Tujuannya melihat kondisi saraf dan pembuluh darah yang bisa diperbaiki sehingga target penyembuhan dan metode pengobatan bisa dilakukan lebih terencana. Hiperbarik tidak bisa menghidupkan jaringan pembuluh darah yang sudah mati. Pemeriksaan juga bermanfaat untuk melihat indikator keberhasilan terapi hiperbarik.

Calon pasien juga diperiksa kesehatannya. Jika terdeteksi ada gelembung udara dalam paru atau menggunakan alat pacu jantung, disarankan tidak mengikuti terapi. Penderita sinusitis dan asma biasanya mendapatkan pertimbangan klinis dokter.

Erick yang juga konsultan hiperbarik dari Rumah Sakit Bethsaida, Paramount Serpong, Tangerang, mengatakan, terapi ini dijamin tidak menggunakan obat dan operasi. Pasien hanya perlu duduk santai dalam RUBT sembari menonton film atau mendengarkan musik.

Rumah sakit tempat Erick bekerja memiliki RUBT berukuran 2,3 meter x 3,6 meter, terbuat dari baja dengan ketebalan 12-20 milimeter, dan toleransi tekanan udara hingga 6 ata.
Jenis RUBT

Berdasarkan Keputusan Menteri Kesehatan Nomor 120/Menkes/SK II/2008 tentang Standar Pelayanan Medik Hiperbarik, ada lima RUBT yang diizinkan untuk terapi. RUBT Monoplace untuk pasien individu dengan kasus infeksi dan perawatan intensif.

RUBT Multiplace digunakan bersama 4-12 pasien. Ruangan ini dilengkapi dengan ruang perawatan intensif dan tempat bagi perawat. Masker udara wajib digunakan.

Selain itu, ada perangkat RUBT yang bisa dipindah-pindah (portable). RUBT ini berukuran kecil, kerap digunakan dalam operasi militer, penelitian, dan terapi khusus. Ada pula RUBT untuk latihan penyelaman serta RUBT untuk bayi baru lahir dan hewan. Meski berbeda bentuk dan ukuran, standarnya sama. Ada perawat dan operator hiperbarik yang memantau ketat proses terapi.

”Hiperbarik idealnya dilakukan 1 kali per hari selama 3 x 30 menit. Biaya satu kali terapi Rp 300.000-Rp 400.000. Terapi ini baik dilakukan semua orang dari semua kelompok usia,” katanya.

Wisata laut

Erick mengingatkan, penggunaan terapi hiperbarik tetap harus mengutamakan rambu-rambu tertentu. Untuk menyesuaikan dengan kondisi tubuh, terapi hiperbarik tidak bisa diberikan terus-menerus.

Setelah melakukan lima kali terapi pertama, pasien harus berhenti dua hari sebelum melanjutkan terapi. Pasien harus beristirahat selama seminggu apabila telah menjalani 20 kali terapi ini.

Calon pasien juga diminta melakukan verifikasi kelayakan RUBT sebelum melakukan terapi hiperbarik. Tidak semua dari 28 unit hiperbarik di Indonesia menerapkan standar kelayakan. Secara fisik, bisa dilihat dari keterangan ketebalan baja RUBT, jenis masker, keran saluran oksigen dan udara, hingga kelayakan kerja pembuat RUBT.

”Jika tidak menerapkan standar yang benar, potensi efek merugikan, seperti penyakit dekompresi, keracunan gas, dan trauma, bisa terjadi,” ujarnya.

Ke depan, Erick berharap terapi hiperbarik bisa diterapkan di banyak daerah di Indonesia, khususnya yang memiliki risiko menyebabkan gangguan dekompresi tinggi, seperti daerah wisata bahari atau dihuni masyarakat dengan mata pencarian sebagai penyelam tradisional. Saat ini, beberapa daerah seperti Derawan, Kalimantan Timur, atau Raja Ampat, Papua Barat, sudah meminta rekomendasi pembuatan RUBT.

Ia juga berharap metode ini bisa dilirik perusahaan asuransi. Terapi hiperbarik terbukti menyembuhkan beragam penyakit dalam waktu relatif singkat dengan efek samping minimal. Dengan waktu relatif singkat, biaya pengobatan akan lebih murah.

”Seorang pasien dengan luka bakar hingga 60 persen yang mendapat terapi hiperbarik hanya memerlukan waktu 1,5-2 bulan untuk pulih. Sebelumnya, ia pernah menjalani operasi dan makan beragam obat, tetapi hasilnya tidak memuaskan,” tutur Erick.

Penulis: Cornelius Helmy


http://health.kompas.com/read/2013/08/06/0845086/Hiperbarik.Oksigen.Murni.Tekanan.Tinggi

Тримата простреляни в Лясковец са в стабилно състояние

Тримата простреляни в Лясковец са в стабилно състояние

15 март 2014, 14:03 | Мирослава Александрова

Това съобщиха от ВМА

Тримата пострадали служители на МВР, които бяха настанени във ВМА след вчерашния инцидент в Лясковец, към момента са в стабилно състояние без усложнения вследствие на огнестрелните наранявания, съобщиха от ВМА.

 Според полк. доц. Николай Младенов – зам.-началник на Клиниката по анестезиология и реанимация към ВМА, засега липсват данни за развитието на компартиментен синдром (лошо хранене на мускулните групи, повишено налягане и бъбречна недостатъчност), което е знак за по-добра перспектива при възстановяване на горните крайници и при тримата. 

За състоянието на пострадалите в реанимацията на ВМА се грижат високоспециализирани военни хирурзи, травматолози и реаниматори с богат опит в лечението на огнестрелни и взривни травми от участието им в задгранични мисии в Ирак, Косово, Босна и Херцеговина, Афганистан и Мали.

Днес на тримата ранени ще бъдат извършени поредните операции с цел предотвратяване на инфекциозни процеси. По преценка на лекарите ще бъде приложена хипербарна кислородна терапия в барокамерите на ВМА. По време на хипербарните сеанси се повишава концентрацията на кислород в организма, стимулира се активността на имунната система и лечението на труднозарастващи рани, предизвиква се силно антимикробно действие и се ускорява цялостно оздравителния процес на пациента.
 http://www.sofia.utre.bg/2014/03/15/215481-trimata_prostrelyani_v_lyaskovets_sa_v_stabilno_sustoyanie

Терапия с кислород за деца с церебрална парализа и в Бургас

Терапия с кислород за деца с церебрална парализа и в Бургас

15 януари 2013, 11:33 | Burgasutre

Първите две деца ще се лекуват безплатно

Терапия с кислород под налягане ще допълва лечението на деца с церебрална парализа, освен рехабилитацията в МБАЛ-Бургас. Пилотният за града проект ще даде възможност на първите две деца да участват в програмата безплатно. 
"Към рехабилитацията на децата се добавя терапия с кислород под налягане, при което се увеличава разтворения в кръвта кислород и по този начин последният достига до тъканите. Това значително подобрява неврологичния статус на децата с ДЦП", обясниха от лечебното заведение. 
Хипербарната оксигенация показва изключително добри резултати при пациенти с изгаряния и незарастващи рани, гръбначно мозъчни травми и др. Освен това вече се прилага в чужбина и това подтикнало ръководството да разширят приложението й в Бургас. С проекта се занимава д-р Даниела Люцканова, която завежда Сектор по хипербарна оксигенация и има съответните сертификати.
От края на 2012 в сектора полагат грижи за първия си пациент с церебрална парализа. 2-годишният Даниел има парализа на едното краче и ръка в следствие на тежко раждане. Досега Даниел е лежал "под налягане" 12 пъти. 
"Четох и в интернет, консултирах се и с други майки с моя проблем. Четох и статии, в които след сеанси с барокамера в София и Варна при децата е имало подобрение. Тогава разбрах, че барокамера има и в Бургас и реших, че няма смисъл да пътувам до други градове", разказва Ирина. "Не очаквам чудеса, но ДЦП-то е болест, която няма лечение с медикаменти, единственото, което помага, е рехабилитацията" добавя майката на Даниел. 
Кислородът под налягане достига и насища увредените тъкани на мозъка, така с  продължителни сеанси, е възможно подобрение в състоянието им, дори и раздвижване.
След няколко сеанса в барокамерата близките на двегодишния Дани забелязват, че вътре в нея детенцето е по-активено, говори и се чувства по-добре.
Момиченце на 4 години също е пациент на Сектора по хипербарна оксигенация. 
"Планираме да разширим програмата и чрез партньорство с община Бургас и социални домове като включим в нея още деца от Бургас, страдащи от това заболяване”, обясни д-р Даниела Люцканова.
Статистиката сочи, че всяко трето дете на 1000 се ражда с ДЦП. Първите две деца, участващи в пилотния проект на болницата, не плащат нищо. Засега програмата е отворена за включване и на още деца. Всеки конкретен случай се преценя след консултация с д-р Даниела Люцканова и екип, чийто телефон е 0879 357 722
Предстои и стартиране на проект за лечение с ХБО при пациенти с Мултиплена склероза, както и такива след исхемичен мозъчен инсулт и спинални травми.
Единствената барокамера в цяла Югоизточна България се намира в Бургаската болница. Апаратът е купен навремето със средства на Нефтохимическия комбинат и дарен на болницата за лечение на тежки изгаряния. Изгарянията обаче са само едно от състоянията, които се повлияват добре от барокамерата. Терапията с кислород под налягане е безценна при незарастващи рани, анемии, отравяния, остеомиелит, множествена склероза, състояния след инсулт и инфаркт, декомпресионна болест, неврит на слуховия нерв, мигрена, газова гангрена и др.
 http://www.burgas.utre.bg/2013/01/15/150818-terapia_s_kislorod_za_detsa_s_tserebralna_paraliza_i_v_burgas

Кислородна терапия - 60 мин. в барокамера за 35лв. от кислородно студио Oxy for Life

Кислородна терапия - 60 мин. в барокамера за 35лв. от кислородно студио Oxy for Life

Реална цена:
70 лв.
Отстъпка:
50 %
Спестяваш:
35 лв.
ОФЕРТАТА Е ИЗТЕКЛА
ЗАЯВЕНИ 0 ВАУЧЕРА
Кислородна терапия - 60 мин. в барокамера за 35лв. от кислородно студио Oxy for Life

Почувствайте се като звезда!!! Насладете се на последният хит в здравословният начин на живот. В Нашето студио по хипербарна оксигенотерапия, дишайки 100 % чист кислород ще подобрите Вашето здравето , тонус и ще релаксирате докато се подмладявате.



Ваучерът включва:
  • Безплатна консултация с доктор
  • 60 мин. терапия с кислород.

След ЗАПЛАЩАНЕ на ваучера е необходимо да си запазите час за използване на заплатената услуга. 
Телефонният номер, на който можете на направите това, се намира в горния десен ъгъл на Вашият ваучер.


Барокамерата се препоръчва при :
  • Барокамерата лекува изключително успешно,всички видове гангрени на меките тъкани и кости(за последните е незаменим метод). Много успешно се повлияват декубитални рани и рани от недостатъчно кръвоснабдяване, в частност при прободни и огнестрелни нараняваня;
  • Незаменим метод е в пластичната хирургия, особено пластика на кожни присадки;
  • В неврологията при МS е средство показало много добри резултати в западни клиники, приложен след инсулт, състоянието бързо се подобрява и по -бързо следва възтановяване.При лечение на увредени периферни нерви,като спомагателно средство;
  • Добър ефект има при Мениеров синдром и проблеми на слуховият нерв от различен произход;
  • Подобрява паметта;
  • С много силен ефект при чернодробни увреждания и интоксикаций (гъбни отравяня);
  • В кардиологията успешно се използва при ритъмни нарушения с исхемична генеза, както и след инфаркт за възтановяване на преходните зони до увредения мускул (инфаркта);
  • При отравяне с въглероден окис и други газове е незаменим метод, като цианови съединения;
  • Изгарянята се повлияват отлично от метода;
  • Лечението на Аутизъм и ДЦП;
  • Използва се при нарушено хранене на ретината от различен произход;
  • При анемий ,като помощно средство;
  • Поради подобряване на трофиката на кожата се използва в козметиката;
  • В стоматологията при инфекций на меките тъкани на лицето (по фасцийте на шийните мускули медиастенит);
  • При диабетно стъпало;
  • При фрактури и травми, като скъсява значително времето за лечение;
  • При спортисти за възтановяване на запаса от аденозин трифосфат, а от там и релаксиране на мускуларурата. По същия механизъм релаксира и паравертебралната мускулатура, а от там и ефект върху болковия синдром и блокажите и т.н.



 
http://www.grupovo.bg/offer_12225
http://www.grupovo.bg/offer_12225

Yanıklarda oksijen tedavisi

Yanıklarda oksijen tedavisi

Hiperbarik oksijen tedavisi yüksek basınçta saf oksijen solutularak uygulanır.

Yanık dinamik bir süreç olup, yaralanmadan sonraki 48 saat süresince yaranın derinliği ve genişliği ilerlemeye devam eder. Yaralanma bölgesinde kılcal damarlar tıkanır ve lokal doku ölümü oluşur. Yara çevresinden yeterli oksijen gelmediği için doku hasarı ve ölümü zonlar şeklinde genişleme eğilimindedir. Yaralanma bölgesinde kılcal damarlardan kaçan sıvı dku şişliğine (ödem) sebep olur ve bu da doku oksijenlenmesini daha da bozar.

Yanık tedavisinde hedef hasarın yayılmasını engellemek, ödemi kontrol altına almak, canlı doku ölü doku sınırına yeterli oksijen sağlayarak doku kaybının ilerlemesini durdurmak, tablonun daha da bozularak tüm vücut organlarını ve sistemlerini tutmasını engellemek , enfeksiyonu önlemek/kontrol altına almak, yara iyileşmesini hızlandırmaktır. Standart tedavi yöntemlerine Hiperbarik Oksijen Tedavisinin eklenmesi ile bu hedeflerin büyük kısmına ulaşılmış olur. Özellikle yaralanmadan sonraki ilk 6-24 saat içerisinde uygulanabilmesi durumunda faydalanım maksimumdur. Bu kadar kısa sürede uygulanamasa bile daha geç dönemlerde de fayda eder.

Hisar Intercontinental Hospital'da Hiperbarik oksijen tedavisi yüksek basınçta saf oksijen solutularak uygulanır. Tedavi basınç odası içerisinde 2-3 ATA basınçlarda uygulanır. Tedavi süresi hastanın durumuna göre belirlenir. Tedavi esnasında kandaki oksijen miktarı normalin 15-20 katına kadar çıkar. Yanık bölgesinde mikrodolaşımın yeniden kurulmasını sağlayarak iyileşmeyi hızlandırır, hastanede kalış süresini kısaltır, vücudun savunma sistmini güçlendirerek enfeksiyonu önler veye kontrol altına alınmasını sağlar, cerrahi gereksinimini azaltır.
http://www.ensonhaber.com/yaniklarda-oksijen-tedavisi.html

Sporculara hiberbarik oksijen tedavisi

Sporculara hiberbarik oksijen tedavisi

Hiperbarik oksijen tedavisi, spor esnasında gelişen yaralanmaların iyileşme sürecini büyük ölçüde kısaltıyor…


02 Ağustos 2010 Pazartesi, 17:23:15Güncelleme: 17:23:15
Sporculara hiberbarik oksijen tedavisi Sonra Oku
Basınç odası içerisinde 2-3 Atm basınçlarda %100 O2 solutulması esasına dayanan Hiperbarik Oksijen tedavisi son yıllarda spor hekimliği alanında da yerini bulmaya başladı.

HABERTURK.COM SAĞLIK SERVİSİ

Günümüzde özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinde ve Japonya’da da yoğun olarak kullandığını belirten Hiperbarik Oksijen Tedavisi Uzmanı Dr. Fulya Erişkon "Futbol, basketbol, hokey, ragbi gibi branşlarda birçok profesyonel takım spor yaralanmalarının tedavisinde yardımcı tedavi olarak, hiperbarik oksijen tedavisinden faydalanmaktadır" dedi.

ÖZELLİKLE FUTBOLCULARIN SAKATLANMALARINDAN ÖTÜRÜ YEŞİL SAHALARDAN UZAK KALMALARI BASINÇ TEDAVİSYLE MİNİMUMA İNİYOR! 

Erişkon, şöyle devam etti:

"Özellikle profesyonel sporcularda  spor yaralanması sebebiyle antremana ara vermek veya maça katılamamak; gerek sporcunun gerekse de takımın performansını azaltmaktadır. Yaralanma sonrası erken dönemde uygulanan Hiperbarik Oksijen tedavisinin,   iyileşme sürecini önemli ölçüde kısalttığı yapılan çalışmalarla da desteklenmiştir."

BASINÇ TEDAVİSİ ÖZELLİKLE TRAVMA VE YARALARDA YENİ KILCAL DAMLARLARIN OLUŞMASINA OLANAK SAĞLIYOR.

"Hiperbarik Oksijen tedavisi esnasında kandaki oksijen miktarı normalin 15-20 katına kadar yükselir. Bu suretle doku oksijenasyonu da artar ve yaralanma esnasında oluşan ödem ve şişme azaltılmış olur. Ayrıca vücudun doğal savunma hücreleri olan lökositler ve polimorf nüveli makrofajların bakteri öldürme aktiviteleri artar böylece hasarlı bölgedeki enfeksiyon riski kontrol altına alınır. Ağır travma ve yaralanmalarda oluşabilecek kompartman sendromunda hiperbarik oksijen tedavisi elzem bir tedavi metodudur. Kırık iyileşme süresi de hiperbarik oksijen tedavisi ile kısaltılabilir. Özellikle tendon ve ligaman yaralanmalrında hiperbarik oksijen tedavisinin daha etkili olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Hiperbarik Oksijen Tedavisinin yara iyileşmesindeki rolü ise tartışma götürmemektedir. Yara iyileşmesindeki temel hücreler olan fibroblastları ve kollajen sentezini arttırır. Ayrıca harsalı dokuda yeni kılcal damar ağı (angiogenez) oluşturarak bölgenin kanlanmasını da arttırır.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Spor yaralanmaları dışında dalgıçlarda görülen vurgun (dekompresyon hastalığı) , soba ve şofben zehirlenmeleri, atardamar hava embolisi durumlarında hayat kurtarıcı; kapanmayan yaralar, kemik iltihapları, geç radyasyon doku hasarları, termal yanıklar, riskli flep ve greft uygulamaları, gazlı gangren, akut oksijen eksikliğine bağlı beyin hasarı,  ani işitme ve görme kayıpları hastalıklarında vazgeçilmez bir yardımcı tedavi yöntemi olarak uygulanmaktadır. Rusya, Japonya ve Çin’de daha yaygın olarak kullanılan HBOT riskli hastalarda (diyabetik, iskemik, ileri yaş, sigara kullanımı) operasyon öncesi ve sonrası dönemlerde de kullanılmaktadır.

Hiperbarik Oksijen Tedavisinin uygulandığı basınç odaları tek kişilik veya çok kişilik olarak üretilirler. Çok kişilik kabinlerde hastalar oturarak veya sedyeyle tedaviye alınırlar. Tedavi süresi 2 saat civarındadır. Oksijen maske ile veya hastanın durumuna göre başlık ile de verilebilir. Tedavi süresince hastalar kitap okuyabilirler, müzik dinleyebilirler, film seyredebilirler. Dvd ve müzik sistemleri kabin için özel üretilmiştir. Hastaların kabin içerisine elektronik ve pilli cihazlar sokmasına izin verilemez."

BASINÇ TEDAVİSİNİN KEMİK İLİĞİNDE Kİ KÖK HÜCRE MOBİLİZASYONUNU ARTTIRDIĞINI GÖSTEREN BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR, ÇOK YAKINDA HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİNİN FARKLI ALANLARDA KULLANILACAĞINADA İŞARET EDİYOR…

"Özellikle son 20 yılda fiziksel ve fizyolojik esasları aydınlatılarak kullanım alanı genişletilen hiperbarik oksijen tedavisinin kemik iliğindeki kök hücrelerin mobilizasyonunu arttırdığını gösteren deneysel çalışma bu alanda çalışan hekimlerin heyecanını arttırmıştır. Bu sonuç Hiperbarik Oksijen Tedavisinin kullanım alanının çok daha genişleyeceğinin bir işareti olarak yorumlanmıştır."
 http://www.haberturk.com/saglik/haber/538330-sporculara-hiberbarik-oksijen-tedavisi

Yeni tehlike: Ani işitme kaybı

Yeni tehlike: Ani işitme kaybı

Sıradan bir günün ardından sıradan bir başka güne başlamak için gözlerinizi açtığınızda sıradan olmayan bir hisle karşılaşabilirsiniz. Elinizi yüzünüzü yıkamak, ayılmak için yaptığınız rutin işlemlerle beraber kendinizi bir ya da iki kulağınızı test ederken bulabilirsiniz.

Yeni tehlike: Ani işitme kaybı
25.04.2013 Perşembe 09:58
Safiye Işıklı/CNN TÜRK
Dinmeyen bir uğultu, beyninizde yankılanan sesler, kulağınızdan süzülen ancak bozuk sinyaller olarak algıladığınız titreşimler ve çınlamalarla birden bire işitme sorunu yaşadığınızı idrak edebilirsiniz. Öncelikle sakin olun. Ben bunların hepsini yaşadım ve tamamen iyileştim, kolları sıvadım ve hastalığın tanınması, ne yapılması gerektiği konusunda fikir sahibi olunması için bu haberi yapmaya karar verdim.
Öncelikle bu belirtileri taşıdığınızı anladığınızda elinizdeki çayı ya da kahveyi bırakın, sigara kutusunu çöpe atın ve sinirlerinizi daha da yıpratmamak için sakin olun ve elbette ki mümkün olduğunca hızlı bir şekilde bir KBB uzmanına görünün, saniyeler bile çok değerli. Şimdi sözü işin uzmanlarına bırakalım ve bu hastalığı yakından tanıyalım.
Öncelikle Özel Medipol Üniversitesi Hastanesi’nden Op. Dr. Ömer Aşkıner ile Ani İşitme Kaybı’na ilişkin yaptığımız röportaja bir bakalım.
Ani İşitme Kaybı nedir?
3 günden kısa sürede gelişen, işitme testinde(odiometri) ard arda 3 frekansta 30 desibelden ( dB) fazla kayıp görülen,  iç kulaktaki işitme sinirinden kaynaklanan işitme kayıplarına ani işitme kaybı diyoruz. Aslında ani işitme kaybı bir hastalık değildir, iç kulaktaki işitme sinirini etkileyen çeşitli hastalıklarda ortaya çıkan bir bulgudur.

Belirtileri nelerdir?

Tabi işitmede yaşanan kaybı en başta gelen belirtisi bununla birlikte, hastaların % 70'inde kulak çınlaması, yani tinnitus görülmekte. Bunun yanında hastalarda dengesizlik hissi, baş dönmesi, mide bulantısı, kulakta dolgunluk hissi de görülebiliyor.

Ani işitme kaybı neden olur? Hangi yaş grubunda görülür?
Bu tarz işitme kayıplarının % 90’ı idiopatik dediğimiz, nedeni araştırılmasına rağmen belirli bir nedeni bulunamayan işitme kayıplarıdır. Belirlenebilen en sık nedenler arasında ise; viral enfeksiyonlar (kızamık, kabakulak, Epstein-Barr virüs, Herpes virüs, Parainfluenza virüs, Varicella Zoster virüs, Sitomegalovirüs), damar tıkanıklığına bağlı nedenler, nörolojik nedenler ( multipl skleroz), otoimmün nedenler dediğimiz hastanın kendi hücrelerinin kendi dokularına karşı savaşmasıyla sonuçlanan hastalıklar ( Cogan sendromu, Berger hastalığı, Behçet hastalığı), kafa travması, toksik nedenler (ototoksik ilaçlar, yılan ısırması),  metabolik nedenler ( diabet, dislipidemi), neoplastik nedenler (kustik schwannoma) sayılabilir. Hemen her yaş grubunda görülebilmesine rağmen 40-50 yaş arasında biraz daha fazladır.

Ani işitme kaybı yaşadığını anlayan biri hemen ne yapmalı?
Hasta muayene edilip bazı testler yapılmadan ani işitme kaybı olup olmadığı anlaşılamaz. Bunun için hızlı gelişen duyma kaybı yaşayan bir hasta, bir an önce bir kulak burun boğaz hekimine muayene olmalıdır. Hasta ‘kulak kiridir’ falan diye işitme kaybını önemsemez ve zaman geçirirse, tedavisine bir an önce başlanması gereken bir durumda geç kalmış ve tedavi şansını yitirmiş olur.
Nasıl bir tedavi yöntemi uygulanıyor?
Hastada ani işitme kaybı olduğu ortaya konduktan sonra,  son 2 haftada içinde geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu olup olmadığı, diabet, hipertansiyon, kolesterol gibi tedavi gördüğü herhangi bir hastalık, travma geçirip geçirmediği ve herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadığı sorgulanır. Bunlardan birisi varsa bunlara yönelik tetkikler de istenir ve bu hastalıklara spesifik ek tedaviler başlanır. Eğer herhangi bir neden belirlenemezse idiopatik(nedeni belirlenemeyen) ani işitme kaybı denir. Nedeni belirlensin veya belirlenemesin hiç vakit kaybetmeden tedaviye başlanmalıdır.
İdiopatik ani işitme kaybı çok çeşitli tedavi yöntemi olan hastalıklardan biridir. Bunların başlıcaları halk arasında kortizon olarak bilinen kortikosteroidler, vazodilatatörler(damar genişleticiler), antiviraller, hemodilüsyon( kan akışkanlığı) sağlayan ilaçlar, hiperbarik oksijen ve kombine tedavilerdir. Burada tedavinin esas amacı iç kulaktaki kan akımını düzenlemek,  inflamasyon ve hasarı baskılamak, ödemi azaltmaktır. Hekim tedavi seçeneklerinden herhangi birisini uygulayabileceği gibi,  birkaçını bir arada da uygulayabilir. İlaç tedavisi yanında stres faktörlerinin ortadan kaldırılması, tuzsuz diyet, sigara, alkol ve kafein kullanımının bırakılması gibi yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi de tedavide yardımcıdır.
Ayakta tedavi ya da yatarak tedavi kararı neye göre alınıyor?
Tedavi seçeneklerinde olduğu gibi ayaktan veya yatma konusunda da kesin çizgiler yok. Daha çok hastanın genel durumu ve ek hastalığı olup olmadığına göre karar verilmektedir. Hastalığın seyrini takipte zorlanacağımız uzaktan gelen hastalarda; diabeti, hipertansiyonu, mide şikâyeti olan,  ileri yaştaki hastalarda, kortizon tedavisinin getireceği riskler göz önüne alınarak yatırılıp tedavi edilmesi gerekmektedir. Genç ve ek hastalığı olmayanlarda mutlaka yatarak tedavi gerekmez. Ancak dinlenmek ve iş stresinden uzaklaşmak önemlidir.
Hastaların iyileşme oranı nedir? Tamamen iyileşme söz konusu mu?
Ani işitme kaybı kulak burun boğazın acil hastalıklarından biridir. Hastalığın iyileşme oranını en çok etkileyen faktör tedaviye erken başlanmasıdır. Tedaviye erken başlanması o kadar önemlidir ki değil günlerin, saatlerin bile önemi vardır. İlk 48 saatte tedaviye başlanması başarı şansını çok artırmaktadır. Tam olmayan, pes sesleri tutan, tek taraflı olan, beraberinde çınlama ve dengesizlik olmayan, sistemik hastalığı olmayan genç hastada iyileşme şansı daha yüksektir. Birçok araştırmada erken tedaviyle % 85'lere varan başarı oranı bildirilmiştir. Ancak tedaviye ne kadar geç başlanırsa başarı şansı o oranda düşmektedir. İlk 2 haftada tedaviye başlanmamışsa tedavi şansı çok azdır.
Tedavi ile işitme geri gelse bile kulaktaki uğultunun ve çınlamanın geçip geçmeyeceği yönünde farklı fikirler var, uğultu geçiyor mu kalıyor mu?
İşitmenin düzelmesi gibi eşlik eden uğultu ve çınlamanın düzelmesi de erken tedaviye başlanmasına ve tedaviye başlanana kadar iç kulakta oluşan hasara bağlıdır. İç kulakta oluşan hasar tespit edilemediği için, tedaviye başlarken uğultunun geçip geçmeyeceği konusunda kesin bir şey söylemek mümkün değil.
Peki, tedavisi tamamlanan hastanın en çok sorduğu sorulardan biri ‘Ya bir daha olursa?’ sorusuna ne yanıt veriyorsunuz?
Ani işitme kaybı yaşayan bir hastanın tekrar aynı hastalığı geçirme riski çok nadirdir. Bu durumu hastalarımıza detaylı olarak anlatıyoruz ve 'ya tekrar olursa' korkusunu üzerlerinden atmalarına yardımcı oluyoruz. Eğer hastada korku yine de devam ederse psikiyatrik yardım alınabilir.

Tedavisi tamamlanan hasta hayatına nasıl devam etmeli? Kalabalığa karışma konusunda tereddüt yaşamalı mı?
Tedavisi tamamlanıp şikâyetleri düzelen hasta günlük hayatına güvenle dönüp işlerini yapabilir. Tabi sigara ve alkolün bırakılması, kahveyi azaltması, diabeti, hipertansiyonu, kolesterol yüksekliği varsa bunların kontrol altına alınması, stres faktörlerinin azaltılması önemli. 

İşitmenin tamamı geri dönmeyen hastalar için süreç ne zamana kadar devam ediyor?
İlk bir ay sonuna kadar duyma kaybında iyileşme başlamayan hastada düzelme beklentimiz çok az maalesef. Eğer her iki kulağında işitme kaybı varsa ki bu durum çok nadirdir, bu hastalarımıza işitme cihazı öneriyoruz.

Tedavi de kullanılan kortizon için de önerileriniz var mı? Kortizon vücutta herhangi bir sorun oluşmasına neden oluyor mu? Beslenme alışkanlığı ne zamana kadar kontrol altında tutulmalı?
Her ilacın olduğu gibi kortizonun da birtakım istenmeyen etkileri var. Mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bilinçli bir şekilde doktor kontrolünde kullanıldığında istenmeyen etkiler çok azdır. Vücuttaki başlıca etkileri kan şekerinde yükselme, vücutta su ve tuz tutulmasına bağlı ödemdir. Ödemi azaltmak için tedavi boyunca tuzsuz diyet önerilir. Diyabeti ve hipertansiyonu olan hastalar yakın gözlem altında tutulmalıdır. Hastanın işitmesi düzelip tedavisi bittikten sonra genel bir hastalığı yoksa özel diyete gerek yok. Ancak dediğim gibi sigara, alkol, kafein ve tuzlu yemeklerden sakınmak gerekiyor. Bunlar da zaten genel sağlık açısından da uyulması gereken şeyler.

Hiperbarik Oksijen tedavisi de birçok doktor tarafından medikal tedaviye destek amacıyla öneriliyor siz oksijen tedavisini bu tedavide nereye koyuyorsunuz?
Ben hastalarımda kortizon tedavisine ek olarak hiperbarik oksijen tedavisini mutlaka veriyorum. Tüm tedavi seçeneklerinde amaç iç kulaktaki kan akımını ve oksijenlenmeyi artırmak, inflamasyonu ve hasarı baskılamak, ödemi azaltmaktır. Hiperbarik oksijen de bu amaçları gerçekleştirmede yardımcı olduğuna göre imkân varsa mutlaka verilmelidir diye düşünüyorum. Burada söz konusu olan kulağın kalıcı olarak sağır kalması ise ve biz bu ek tedaviyle hastalara birazcık da olsa fazladan işitme kazandırabileceksek eğer, hastalarımızı bundan mahrum etmemeliyiz.
Op. Dr. Ömer Aşkıner ani işitme kaybını tanımamız açısından bu yanıtları verdi.
Ani işitme kaybı yaşayanların ikinci kurtarıcı tedavi olarak gördüğü ve neredeyse tüm KBB doktorlarının da önerdiği Hiperbarik Oksijen tedavisini de mercek altına almak gerek şüphesiz.
Bu alandaki sorularımızı ise beni de tedavi eden İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Uzmanı Bengüsu Mirasoğlu yanıtladı.
Hiperbarik Oksijen Tedavisi nedir?
Hiperbarik oksijen tedavisi kapalı bir ortamda deniz seviyesinden (1 atmosfer basınç) daha yüksek bir basınçta %100 oksijen soluyarak yapılan tıbbi bir tedavi yöntemidir. Tıpkı diğer tedavi yöntemleri ya da ilaçlar gibi, uygun dozu, etkileri, yan etkileri vardır. Uygulama tek kişilik ya da çok kişilik basınç odalarında yapılır. Kliniğimizde de 12 kişilik bir basınç odası vardır.

















Hangi hastalıklarda kullanılan bir yöntemdir?
İlk defa vurgun tedavisi için kullanılmaya başlanan bu tedavi yöntemi şimdi, özellikle de ülkemizde en sık olarak bazı iyileşmeyen yaraların, örneğin diyabet (şeker) hastalarının yaraları, tedavisinde kullanılmaktadır. Yine ülkemizin önemli bir problemi olan soba ve şofben zehirlenmelerinde can kurtarıcı acil tedavidir. Ani işitme kayıpları ve ani görme kayıpları ile travma ile oluşan ezilme yaralanmaları acil olarak tedavi uygulanan hastalıklardır. Bunların dışında kemik ve yumuşak doku enfeksiyonları ve nekrozları, radyoterapi hasarları HBO tedavisinin kullanıldığı hastalıklardır. Tüm tedaviler Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği endikasyon listesine uygun olarak yapılmaktadır.
Ani İşitme kayıplarında Oksijen tedavisinin nasıl bir etkisi var?
HBO, ani sebebi bilinmeyen işitme kayıplarında kullanılmaktadır. Geçirilmiş viral enfeksiyonlar ya da damarsal sorunlar gibi ani işitme kaybına yol açacak birçok neden araştırılıyor ancak halen kesin bir sebep söylenemiyor. Burada sorun tam olarak bilinmese de bizim amacımız bu bölge de oksijenlenmeyi yükseltmek ve dokuların canlılığını sürdürmesini sağlamaktır.
Hastaların bu tedavi ile iyileşme oranları nedir?
İyileşme oranları için maalesef net bir şey söylemek çok zor. Ülkemizde hasta kayıtlarının tutulması çok sağlıklı değil ne yazık ki, bu yüzden ne kadar hasta fayda görmüş, ne kadarı görmemiş, kapsamlı bir istatistik yok.
Hiperbarik Oksijen tedavisi hastalığın hangi evresinde etkili oluyor?
Hastalığın bizim etkili olabildiğimiz evresi ise kesinlikle erken evresi. Ne kadar çabuk tedaviye başlanırsa sonuçlar o kadar iyi oluyor. Bu nedenle biz ilgili branş hekimleri (kulak burun boğaz hekimleri) tarafından başlanan ilaç tedavisiyle eş zamanlı olarak HBO tedavisini başlatmak istiyoruz.
Hiperbarik Oksijen tedavisini ne zamana kadar uyguluyorsunuz?
HBO tedavisine 20 seans olarak başlıyoruz ancak arada tedavi devam ederken işitme testi kontrolleri istiyoruz. Tam düzelme olursa seans sayısı dolmasa da tedaviyi sonlandırıyoruz. 20 seans sonunda beklenen düzeyde bir iyileşme yoksa (en az 20 DB artış) tedavi yine sonlandırılıyor. Ancak bu düzeyden daha fazla bir iyileşme gözleniyorsa tedavi devam ettiriliyor. En fazla tedavi seans sayısı ise 40.
Siz de Ani işitme Kaybını ACİL vaka olarak mı değerlendiriyorsunuz?
Evet, ani işitme kaybı ne kadar çabuk tedavisi başlanırsa o kadar faydalı olduğumuz bir durum. İşitme kayıpları dışında görme kayıpları, karbonmonoksit zehirlenmeleri, vurgun, ezilme yaralanmalarında da benzer tedavi yapıyoruz. Tedavinin yapılabilmesi için mutlaka bir uzman hekimin merkezde olması, basınç odası içinde yardımcı bir hekim ya da hemşire ve operatörün olması gerekiyor. Dolayısıyla böyle bir durumda kliniğimize haber ulaştığında icapçı ekibe haber veriliyor, onlar hastane dışından geliyorlar, basınç odasında gerekli hazırlıklar yapılıyor ve mümkün olduğunca çabuk tedavi başlatılıyor.
Birçok hastanede Hiperbarik Oksijen tedavisi yok, daha çok özel merkezlerde uygulanan bir yöntem ancak Çapa Tıp Fakültesi’nde oldukça sık başvurulan bir tedavi, bu kadar az yerde olmasının nedeni nedir?
Doğru çok yaygın bir tedavi değil. Çünkü sualtı hekimliği ve hiperbarik tıp uzmanı sayısı fazla değil. Ayrıca bu sistemi kurmak çok pahalı, iyi bir yatırım gerektiriyor. Yine de beş yıl önceki durumuna göre çok daha yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Sağlık Bakanlığı’nın çeşitli illere basınç odaları kurma projeleri ve mecburi hizmet kapsamında buralara uzman hekim göndermesi ile tedavi artık üç büyük şehir ile sınırlı değil.
Siz ani işitme kaybı yaşayan hastalara ne öneriyorsunuz?
Aniden işitme kaybı gelişen hastalara tabi ki hiç vakit kaybetmeden kulak burun boğaz hekimlerine başvurmalarını öneririm. Her işitme kaybı hiperbarik oksijen ile tedavi edilir gibi bir yanılgı olmaması gerekir. Uygun hastaları değerlendirmemiz için eminim KBB hekimleri bize yönlendirecektir.
Gördüğünüz gibi paniğe gerek yok, tedavisi olan bir hastalık başınıza geldi ya da gelebilir ne yapmanız gerektiğini bilmeniz yeterli.
 http://www.cnnturk.com/2013/saglik/04/25/yeni.tehlike.ani.isitme.kaybi/705512.0/