Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

5 Aralık 2014 Cuma

Ülkemizde Su Altı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp

Ülkemizde Su Altı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp
0
86
Embed

Ülkemizde Su Altı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp

Ülkemizde Su Altı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp
"oksijen tedavisi"
 
 
Basınç odalarının ilk defa kullanılma fikri çok eski tarihlere, yaklaşık 400 yıl öncesine kadar gitmektedir. Hiperbarik tedavinin etki mekanizması (oksijenasyon) aynı olsa da dalgıç hastalıklarından farklı olarak (bu durumda basıncın mekanik etkisinden faydalanılmaktadır), çok önemli fizyolojik etkiler içermesi bakımından hemen hemen tıbbın her alanını ilgilendiren hiperbarik oksijen tedavisinin  bazı hayati risk taşıyan hastalıklarda (gazlı gangren, beyin ödemi, karbonmonoksit zehirlenmesi, ezilme tarzı yaralanmalar v.b) kullanılması fikri ise bilimsel anlamda yaklaşık olarak bundan 50 yıl öncesinde yapılan klinik çalışmalarla gelişmeye başlamıştır.
Önceleri sadece sualtı patolojilerinde kullanılan HBO2, etki mekanizması anlaşıldıkça tıbbın hemen hemen tüm alanında geniş klinik uygulama  olanağı bulmuştur.  Dolayısıyla 1950’li yıllardan itibaren HBO2 tedavileri hususunda süren klinik ve deneysel çalışmalar bu yöntemin bir çok hastalıkta asıl ya da çok önemli bir yardımcı tedavi metodu olduğunu ispatlamıştır. Bu alandaki gelişmeler; görevler, ve edinilmiş tecrübeler gereği genellikle, ülkelerin önce deniz kuvvetlerinde görülmektedir.
 
 Resim 1: Kurtarma ve Sualtı Komutanlığında 1975 yılında kurulan, halen faaliyette olan basınç odası                           
Yurt dışında anılan kapsamda faaliyet gösteren üniteler “Sualtı ve Hiperbarik Tıp” merkezleri, enstitüleri veya klinikleri olarak isimlendirilmektedir. “Hiperbarik Tıp”, adını, basınç altında oksijen solunumuyla yapılan ve “hiperbarik oksijen” olarak tanımlanan tedavi yönteminden almaktadır.
 Resim 2: Hiperbarik ortamda ameliyat yapılabilen  özelliklere sahip üretilmiş KAWASAKİ marka basınç odası
 Bu konuda “Intenational Committee of Hyperbaric Medicine” (ICHM) ve “Underwater and Hyperbaric Medical Society” (UHMS)’nin tedavi sonuçları ile başarı ve ekonomik fayda yüzdeleri üzerine yapılmış çalışmalara göre HBO2’in hangi hastalıklarda protokollere göre tedaviye ne oranda katılabileceği saptanmıştır.
Normal atmosferik basınçtan (1 ATA = 760 mmHg.) daha yüksek bir basınçta, özel olarak yapılmış bir basınç odasında saf oksijen solutularak gerçekleştirilen tedavi yöntemi “Hiperbarik Oksijen” olarak adlandırılır.
Oksijen, anaerobik (oksijensiz yaşayabilen) mikroorganizmalar dışında kalan tüm canlılarda, canlılığın normal fonksiyonlarının devamını sağlamak için olmazsa olmaz bir gereksinmedir. Oksijen yetersizliği hücresel düzeyde enerji üreten birçok biyokimyasal reaksiyonu engeller ve nihayet belirli bir sınırın ötesindeki oksijen yetmezliği hücrenin ölümüyle sonuçlanır.
Oksijenin doğada hazır olarak varlığı, emniyetli, ucuz ve geniş bir etki (endikasyon) alanına sahip olması nedeniyle çok yaygın bir şekilde kullanılmış ve kullanılmaktadır. HBO2 tıbbi bir tedavi yöntemidir ve O2  basınç altında bir ilaç (drug) gibidir. Böylece bir basınç odası içinde tümüyle basınç altına alınan hastanın aralıklı bir şekilde %100 O2 soluması tedavinin temel özelliğidir.  Tedavi, 1 ATA (Atmosfer Absolu) ile 3 ATA arasındaki atmosferik basınçlarda,  değişen sürelerde, tek kişilik veya çok kişilik basınç odalarında uygulanır. Çok kişilik basınç odalarında hastalar saf oksijeni maske, O2 başlığı veya yapay soluma aparatı (endotrakeal tüp) aracılığı ile solumaktadırlar. Normal atmosferik basınçta (1 ATA) %100 O2 solunumu veya O2’in deriden  (topikal) kullanımı hiperbarik oksijen tedavisinin etkileriyle aynı değildir ve karıştırılmamalıdır.
 
Resim 3: Tedavi seansı sırasında basınç odasında hastalarla beraber iç yardımcı sağlık personeli (hemşire vb.) bulunmalıdır  HİPERBARİK OKSİJENİN KULLANILDIĞI (ENDİKE OLDUĞU) HASTALIKLAR NELERDİR?
 
     A)  ACİL ENDİKASYONLAR
 
*Gazlı gangren
*Beyin ödemi
*Diğer toksik gaz zehirlenmeleri ve kimyasal zatürre (pnömoniler)
*Vurgun (dekompresyon hastalığı)
*Karbonmonoksit ve siyanid zehirlenmesi
*Hava ve gaz embolisi (dolaşıma kabarcık karışması)
*Akut duman solunması / inhalasyonu ile akciğer hasarlanması.
     *Termal yanıklar
*Ani işitme kaybı - Ani görme kaybı (retina arter oklüzyonu)
*Ani gelişen kol bacak atardamar/arter dolaşım yetmezliği
*Orak hücre krizi (alyuvar şekil bozukluğu ile dolaşım yetmezliği)
*Beynin kısmi veya tam oksijen yetmezliği (hipoksik ve anoksik
  ensefalopati )
*Kompartman sendromu (dokunun iltihaplı şişmesi), ezilme tarzı
  yaralanmalar
* Acil bakteriyel kan tablosu bozukluğu (purpura fulminans)
*Donuk yaraları
*Akut kemik iltihabı (osteomyelit)
* Hücre ve doku ölümüne giden (nekrotizan) enfeksiyonlar
  (fassiit,anaerobik sellülit, nonklostridial myonekroz vs.)
*Tedavilere dirençli sistemik anaerobik mantar hastalığı
  (aktinomikozis, mukormukozis)
*Aşırı kan kaybı
*Ani maruz kalınan şua etkisiyle doku ölümü (radyonekroz)
 
B)   DİĞER ENDİKASYONLAR
 
*Süregen kemik iltihabı( Kronik osteomyelit / vertebra, sternum, kafa
  kemikleri)
*Aseptik, avasküler osteonekroz (dolaşım yetmezlikli kemik erimesi)
*Omurga eklem iltihabı
*Diyabetik, bası yarası (dekübitus), atardamar yetmezlik
  ülserleri
*Tedaviye dirençli iyileşemeyen, oksijenden yoksun yaralar
*Omurilik doku zedelenmesi
*Radyasyona bağlı myelit, enterit, sistit (sinir,barsak,mesane iltihabı)
*Örümcek, yılan ısırığı ile toksine bağlı dokunun geniş ödemli şişliği
*Beyin abseleri
*Tutma riski bulunan doku, deri nakilleri öncesinde
*Crush injury (doku ve organ ezilmesi)
*Kemik kırığı kaynama gecikmesi, kemik doku kaybı
 
 
HBO2’in ETKİ MEKANİZMASI
Dünyanın çeşitli araştırma ve tedavi enstitülerinin verilerine göre,     HBO2 tedavisinin süre ve doz (derinlik) tabloları ortaya konmuş ve benzer tedavi protokolleri yaygın şekilde kullanılarak geniş kabul görmüştür.
1. Arteryel oksijen basıncı (pO2) 3 ATA basınç altında %100 oksijen solunduğu zaman 2100-2200 mmHg’ya yükselir. Doku pO2’si de buna yakın değerlere çıkar. Normal atmosferik basınçta, pO2  95-97
mmHg’dır. Arttırılan pO2’nin etkisiyle normal fonksiyone kılcal damarlardan, oksijensiz yara bölgesine doğru artan düzeyde oksijen geçişimi sonucunda hipoksik dokuda oksijen basıncı yükseltilir. Bu, polarografik  oksijen ölçümleriyle gösterilmiştir.
2.Hastanın durumuna ve hastalığına göre yapılan protokollere uygun   olarak günlük  bir ya da iki seans uygulanan HBO2 ile:
a)Kapiller damarsal beslenme gelişmesi için destek  sağlayan kollajen üretiminde ve destek hücre   bölünmesinde artış sağlanır. Böylece enfekte açık amputasyon stump’unda/ameliyat edilmiş uçta, greftlenmiş kemikte veya dokuda  zengin vasküler/damarsal yatak oluşumu hızlanır. Vasküler zenginleşme ve doku pO2 basıncının artışı ile bölgesel perfüzyon
yetmezliğinde, enfekte diabetik ülserde, dekübitus/bası ülserinde, crush/ezilme tarzı yaralanmada, osteomyelitte/kemik iltihaplan-
masında , kompartman/dokunun iltihabi şişmesi sendromunda, parçalı enfekte kırıkta iyileşme hızı artmış olur.
 
b)Hipoksik ve enfekte dokuda tam fonksiyone olmayan lökositlerin(beyaz kan hücrelerinin) fagositoz/öldürme yeteneklerinde artma oluştuğu gibi, fagositlerin içlerine aldıkları
bakterileri öldürme hızlarında da artış meydana gelmektedir.

3. Acil olgularda HBO2 uygulamasıyla yaklaşık 2200 mmHg’lık arteryel oksijen basıncı:
a) Gazlı gangrende mikroorganizmanın oluşturduğu  toksin üretimini inhibe/yok eder ve mutlak anaeroblar üzerine bakteriolitik  (bakteri öldüren) etki gösterir.
  b) Fiziksel olarak çözünen oksijenin artan miktardaki varlığı ile  öncelikle santral  sinir sistemini, mitokondrial/hücre içi solunum
enzim yapılarını ve hemoglobini(alyuvarı) tutan karbonmonoksitin ortadan kaldırılma hızı arttırılır. Santral sinir sisteminde,     myokard/kalp kası hücrelerinde,hücresel solunum enzimlerine bağlanan karbonmonoksitin eliminasyon/temizlenme  hızı ileri derecede artar. Yapılan çalışmalar bu hızın 23 dakika gibi çok  kısa bir sürede sağlandığını göstermiştir.
 4.Basınç odasındaki hava basıncının, deniz seviyesindekinden  (1ATA’dan) daha yüksek değerlere çıkartılması:
 
 a)Dekompresyon/vurgun hastalığı gibi kompleks dalgıç hastalıklarında, basıncın mekanik etkisiyle, koagülasyon/pıhtılaşma ve benzeri mekanizmaları tetikleyen gaz kabarcıklarının, dokularda ve intravasküler/damar içi alanda yok edilmesi sağlanır.
 b) İatrojenik (tıbbi) intravasküler gaz embolisinde veya dalışa bağlı pulmoner overinflasyon (akciğerin hava ile gerilmesi) sendromunda oluşan intravasküler (damar içi) gaz embolisinin hasara uğratacağı
santral sinir sistemi  başta olmak üzere, diğer hayati organları etkileyen gaz kabarcıklarının kompresyonu (küçültülmesi) sağlanır
ve oksijen perfüzyonu düzeltilir.
5.Beyin ödemini ilk tedavide %30’un üzerinde azaltan HBO2 çevre          dokunun  normal  arteriollerinin  (kılcal damarlarının) vazokonstrüksiyonunu/büzülmesini sağlayarak ve   hipoksik kapillerlerin  permeabilite (kan sıvısı geçirgenliği)  artışını düzelterek beyin ödemini geriletir. pO2’ nin yükseltildiği durumlarda oksijenin diffüzyonu normalin dört katına çıkarılabilir ki, bu da ödem gelişmiş dokularda iki kapiller arasındaki mesafenin genişlemesiyle ortaya çıkan hipoksiyi ortadan kaldırır.
 
Resim 4: Tedavi seanslarında hastalar  uzman doktorlar tarafından izlenir
Geniş içeriği ve kapsamı olan bu konunun gelişimi bakımından askeri sektörün olanakları ve aktivasyonunun yanında, sualtı dalgıç federasyonları ile sivil kuruluşların faaliyet ve çabaları, “Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp” konusundaki soruları ve sorunları çözümlemeye yetmemekte, sualtı hekimliği uzman sayısı ile basınç odalarının ve yeni akademik oluşumların eksikliği ülkemizde halen karşımızda önemle durmaktadır.    
Saygılarımla
Doç.Dr. M.Emin ELBÜKEN

emin@hbo2001.com
http://sevilay-develi.blogcu.com/ulkemizde-su-alti-hekimligi-ve-hiperbarik-tip/11281583